Pedro Páramo

Juan Rulfo

Anlatı, Juan Preciado’nun annesinin vasiyetiyle babası Pedro Páramo’yu aramak için Comala’ya doğru yola çıkmasıyla başlıyor. Hikâye ilk başta çok gizemli ve sürükleyiciyken otuzlu sayfalardan sonra yazarın çok katmanlı anlatım tarzı ve zamanlar arası sıçrayışlardan dolayı akıştan koptum resmen. Üstelik bu kopuş geçici de olmadı. Kitabı başa sarıp bir kez daha denediğimde, yine aynı bölümlerde zihnim dağıldı. Kim konuşuyor, hangi zaman dilimindeyiz, anlatıcı hâlâ Juan mı…? Bunları takip etmek giderek zorlaştı. Juan Rulfo anlatırken belli ki bilinçli olarak dümdüz bir hikâye anlatmıyor. Aksine, hikayedeki gerçeklikleri parçalara bölüyor. Comala bir mekândan çok bir hafıza alanı gibi işliyor okurun zihninde. Yaşayanlarla ölüler arasındaki sınır adeta siliniyor. Ancak yazarın bu tercihi özellikle daha net bir anlatı beklentisiyle okuyan biri için ciddi bir kopuş yaratabiliyor.Benim okuma deneyimimde de tam olarak bu oldu. Hikâyeye tutunacak bir hat bulamayınca, atmosferin içine girmek de zorlaştı. Metnin sunduğu parçaları birleştirmek yerine, onların arasında kayboldum. Yine de bu deneyimi tamamen olumsuz olarak görmüyorum. Çünkü her okuma metniyle kurulan ilişki aynı olmak zorunda değil. Bazen bir kitapla kurduğumuz mesafe de en az yakınlık kadar öğretici oluyor. Marquezvari büyülü bir dünya sunması da cabası…

Tür

Yayınevi

Ülke

Meksika

Çevirmen

Süleyman Doğru

Puan

Okuduğum Tarih

Nisan 2026