
Abélard ve Héloïse
Ronald Duncan
Şimdi yalnız kalabiliyorum, yalnızlık duymadan.
Ronald Duncan’ın, 12. yüzyılda yaşamış Abélard ile Héloïse’nin mektuplarını temel alarak oyunlaştırdığı metinleri çok sevdim. Gerçek bir kargaşanın hüküm sürdüğü Ortaçağ’da, hem teolog, şair ve bestekâr olan Abélard ile yirmisine bile varmadan Latince, Yunanca ve İbranice öğrenen Héloïse’nin aşkı, şiir formunda yazılmış yedi mektupta yeniden hayat buluyor. Metin hem tarihsel bir trajediyi sahneye taşıyor, hem de aşk, inanç, beden ve özgürlük üzerine yakıcı sorular soruyor.
Beni en çok iki düşünce etkiledi. İlki, “pek az insana nasip olmuştur, sevdiğimiz gibi sevmek” fikri: Aşkı bir lütuf gibi görmeleri, bütün felaketlere rağmen birbirlerini böyle anmaları kitabın duygusunu belirliyor. İkincisi ise Héloïse’nin “şimdi yalnız kalabiliyorum, yalnızlık duymadan” diyebildiği yer; insanın sevdiğiyle yaşadığı yıkımdan geçip sonunda kendisiyle kalabilmesinin tuhaf huzuru. Duncan’ın metni, bu iki uç arasında gidip gelen bir sarkaç gibi. Hem büyük bir kaybın acısını, hem de içe yerleşen yeni bir özgürlüğü hissettiriyor.
