
Öncesi
Jehan Barbur
Jehan Barbur, Ankara’daki öğrencilik yıllarımdan tanıdığım bir sanatçı! Ama meğer yazarlık serüveni de varmış ve ben bunu bu kitapla öğreniyorum. Öncesinde yazdığı birçok kitap var ama ne hikmetse bu kitaplarla karşılaştığımı hatırlamıyorum. Öncesi/Özyaşamöyküsü, sosyal medyada rast geldiğim, Eskişehir’de bir kitapçıda “yeni çıkanlar” standında görüp aldığım bir kitap. Almamın nedeni de alsında Jehan Barbur’un o mistik sesiyle beni hep cezbetmesi… Ama kitabı okumaya başlarken sanatçının Beyrut doğumlu olduğunu öğrenmem bu mistisizmi katbekat artırdı diyebilirim.
Jehan Barbur, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere hayat hikayesini anlatıyor. Aslında çoğumuzunkiyle aynı ama bir o kadar da farklı bir hayat… Çocukluğundan başlıyor yazar anlatmaya, hatta doğumundan… Çocukluğunun nasıl bir konakta geçtiğini, nasıl bir ortamda büyüdüğünü… Ve aslında onca varlık arasında yaşadığı yokluktan; huzursuzluktan belki, belki de sevgisizlikten… Ve bütün bunların insanı nasıl da huzursuzluğa ittiğinden…
Kitabın en güçlü taraflarından biri de tam burada ortaya çıkıyor bence. Jehan Barbur, yaşadıklarını dramatize etmeye çalışmadan anlatıyor. Cümleleri süslü değil; aksine oldukça sade, kırılgan ve içten. Bu yüzden okur olarak kendinizi bir roman kahramanını değil de karşınızda oturmuş geçmişini anlatan gerçek bir insanı dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Zaten onun şarkılarında da yıllardır hissettiğimiz o melankolik samimiyet, bu kez satırların arasına taşınmış durumda.
Özellikle aidiyet meselesi kitabın merkezinde duran duygulardan biri. Beyrut’tan İskenderun’a, oradan Ankara’ya ve İstanbul’a uzanan yaşam yolculuğunda Jehan Barbur’un hep bir “yer arayışı” içinde olduğunu hissediyorsunuz. Belki de bu yüzden kitabın birçok yerinde insan kendi hayatına dönüp bakıyor. Çünkü bazen en kalabalık evlerde bile insan kendini yalnız hissedebiliyor; bazen de çocukluk boyunca içimizde büyüyen eksiklikler yetişkinliğimiz boyunca bizimle yaşamaya devam ediyor.
Jehan Barbur sadece kendi hikâyesini anlatmıyor aslında; kırgınlıkları, suskunlukları, aile içinde görünmeyen mesafeleri ve insanın kendini var etmeye çalışma çabasını anlatıyor. Bu yüzden kitap, biyografik bir anlatının ötesine geçiyor.
Eğer Jehan Barbur’un müziğini seviyorsanız bu kitap size onun şarkılarının arka planını daha iyi hissettirebilir. Ama sanatçıyı hiç tanımıyor olsanız bile, iç dünyası güçlü anlatıları seviyorsanız Öncesi/Özyaşamöyküsü’nün size dokunma ihtimali oldukça yüksek. Benim için de sadece bir “ünlü hayatı” anlatısı olmadı; aksine insan ruhunun kırılgan taraflarına sessizce yaklaşan samimi bir anlatı oldu.
