
Eros'un Istırabı
Byung-Chul Han
Byung-Chul Han okumalarına Eros’un Istırabı kitabıyla başladım, doğru mu yaptım bilmiyorum. Aslında Eros’un Istırabı ile başlamak hem ilginç hem de biraz “riskli”ydi benim için çünkü Byung-Chul Han’ın bu kitabı, onun düşünce evreninin görece yoğun, poetik ve yer yer aforizmik bir örneği olarak kabul ediliyor. Metin kısa ama oldukça yoğun felsefi kavramlarla dolu. Örneğin; Eros’un ölümünden, şeffaflık toplumundan, dijital narsisizmden ve arzunun yok oluşundan söz ederken Han’ın genel felsefi eleştirisinin özünü veriyor kitap ama bir “ilk adım” olarak biraz sert olduğunu okurken fark ettim. Ancak en azından Han’ın merkezine aldığı eros, negatiflik, öteki, kapitalist özne, dijital toplum gibi temalara aşinalık kazanmak için bence çok iyi oldu. Bu noktada, söz konusu kitap, Han’ın diğer kitaplarını okumak isteyenler için bir anahtar olabileciği durumu düşünülebilir.
Han bu kitabında edebiyatı, sanatı, felsefeyi ve psikanalizi birbiriyle harmanlıyor. Kitapta odağına aldığı “Eros” kavramını yalnızca aşk olarak değil, ötekiyle temas kurma gücü olarak ele alıyor ve dijital çağın hızında, ilişkilerdeki yüzeysellikte ve sürekli “beğeni” kültüründe bu temasın nasıl yok olduğunu anlatıyor. Han’a göre artık kimse gerçekten âşık olmuyor; herkes sadece görülmek, beğenilmek ve onaylanmak istiyor. Bu yüzden eros’un yerini narsisizm almış durumda. Metin, adeta günümüze ayna tutuyor: sürekli ekranlara bakmak, görünür olmaya çalışmak, “paylaşmak” yerine “tüketmek… Bunlar hiçbirimize yabancı gelmiyor değil mi? Artık arzudan çok erişim, duygudan çok performans peşindeyiz. Kitap, bu durumu hem şiirsel hem de keskin bir dille sorguluyor.
Hâsılı; Eros’un Istırabı, modern insanın “aşk” kavramını nasıl yitirdiğini gösteren bir çağ eleştirisi. Han’la tanışmak için zor ama etkileyici bir başlangıç.
Barthes Kafka’yı şu şekilde alıntılar: “Şeylerin fotoğrafını çekmenin amacı, onları düşüncelerden uzaklaştırmaktır. Benim öykülerim de gözleri kapamanın bir çeşididir.” Bugün ise, hiper-görünürlük sahibi imgeler yığınına gözleri kapatmak mümkün değildir. İmgelerin hızla değişmesi zaten buna zaman tanımaz. Gözleri kapatmak bugünün hızlanma toplumunun pozitifliği ve hiperaktivitesiyle uyumsuz kaçan bir negatifliktir. Hiper uyanık olma zorlaması gözleri kapatmayı güçleştirmektedir. Bu zorlama, performans öznesinin tükenmiş sinirlerinin de sorumlusudur. Tefekkür ederek oyalanmak, bir kapanış biçimidir. Gözleri kapatmak tam da kapanışın görsel göstergesidir. Algı ancak tefekkürlü bir sakinlik ortamında tamamlanabilir. s. 46
