Granada Üçlemesi

Radvâ Âşûr

Radva Âşûr’un Granada Üçlemesi (Granada – Meryema – Göç), Endülüs’ün Kastilyalıların eline geçmesiyle birlikte kurulan baskı düzenini, özellikle de zorla Hristiyanlaştırma ve engizisyon mantığını bir ailenin kuşaklara yayılan hikâyesi üzerinden anlatıyor. Konu çok güçlü: Bir toplumun diliyle, diniyle, hafızasıyla birlikte sistemli biçimde dönüştürülmesi ve hayatta kalma mücadelesi.

Ancak maalesef metin, bu sert tarihsel çekirdeği her zaman merkezde tutamıyor. Engizisyonun kurumsal ve sistematik yapısı, çoğu yerde derinleşmek yerine gündelik hayat ayrıntıları, yan hikâyeler ve tekrar eden sahnelerin arasında eriyor. İlk başta atmosfer kuran bu ayrıntılar, sayfalar ilerledikçe anlatıyı belirgin biçimde şişiriyor; böyle olunca asıl mesele zaman zaman ikinci plana düşüyor.

Yine de üçlemenin hakkını teslim etmek gerekiyor. Büyük tarihsel kırılmaların “büyük olaylar” üzerinden değil de ev içi ritimler, küçük kayıplar ve sessiz korkular üzerinden de yaşandığını güçlü biçimde hissettiriyor. Bence anlatıdaki en büyük problem bu hissin bazen anlatısal ekonomiyle desteklenmemesi; yani güçlü bir konunun, daha sıkı bir kurgu ve daha seçici bir ayrıntı kullanımıyla çok daha etkili olabilecekken dağılması.

Hâsılı, Granada Üçlemesi önemli ve çarpıcı bir dönemi anlatıyor; fakat ayrıntı bolluğu nedeniyle yer yer odağını kaybeden, okuru zaman zaman “asıl hikâyeden uzaklaştıran” bir okuma deneyimi bırakıyor.

Tür

Yayınevi

Ülke

Mısır

Çevirmen

Ahmet Hamdi Can

Puan

Okuduğum Tarih

Aralık 2025