¡Mi aventura española ha comenzado!
İspanyolca öğrenmek yıllardır istediğim şeylerden biriydi. Zaman zaman başlayıp sonra başka şeylere yöneldiğim oldu ama bu istek hiçbir zaman tamamen kaybolmadı. İspanya’ya yaptığım seyahatten sonra ise iş biraz değişti. Barcelona’da, Granada’da, Madrid’de geçirdiğim günler boyunca İspanyolcanın sesini daha yakından duydukça, bu dile karşı duyduğum merak da arttı. Bir ülkeyi gezmekle o ülkenin diline yaklaşmak arasında önemli bir fark olduğunu, seyahat sırasında bunu daha iyi hissettim. Sokakta, kafede, istasyonda, tabelalarda karşıma çıkan kelimeler artık yalnızca yabancı bir dilin parçaları gibi görünmüyordu; anlamını bilmek, yapısını çözmek ve bir gün o dilin içinde rahatça hareket edebilmek istediğim bir şey hâline geldi. Kısacası İspanya’dan döndükten sonra İspanyolca öğrenme fikri yeniden aklıma düştü ve bu kez ertelememeye karar verdim.
Hedefimi gerçekleştirmek adına kısa süre önce Instituto Cervantes’e kayıt oldum ve böylece uzun zamandır zihnimde duran bu niyet gerçek bir başlangıca dönüştü. İspanyolca öğrenmek istememin bir başka önemli nedeni de edebiyat. Özellikle Latin Amerika edebiyatının yıllardır ilgimi çeken o geniş dünyasına çeviri aracılığı olmadan yaklaşabilmek istiyorum. Borges, Cortázar, Márquez, Neruda ve daha nice yazarı kendi dillerinde okuyabilme düşüncesi, benim için başlı başına güçlü bir motivasyon. Elbette bunun için önümde uzun bir yol var; şimdilik en temel cümleleri kuruyor, kelimeleri ezberliyor ve İspanyolcanın nasıl işlediğini anlamaya çalışıyorum. Yani bir zamanlar kitaplardan, şimdi ise biraz da seyahatlerden tanıdığım İspanyolca dünyaya başka bir kapıdan girmek istiyorum.

