Üç Küçürek Öykü
Kaçırılma
Baharın başlarında bir sabah, bir kadın Kurtuba’nın ana çarşısının bitişiğindeki meydana girdi ve kadınlara en kaliteli kumaşları satan Ebu Ahmed el-Kurtubi’nin dükkânına yöneldi. Dükkânın kapısında durdu, Ebu Ahmed’e bir şeyler söyledi ve pazar halkından hiç kimse söylediklerinden hiçbir şey duymadı; ancak adamın gözlerinde bir şaşkınlık ifadesi gördüler. Kadın geldiği yöne doğru geri çekilip uzaklaştı. Ebu Ahmed dükkânını kapattı ve kadının çıktığı yöne doğru gitti. Çarşı halkı adamın iki-üç saat içinde döneceğini bekledi; ancak dönmedi ve on üçüncü yüzyıldan beri dükkân kapalı durmakta, kapısını kimse açmamaktadır.
Ân
Gecenin koynunda, âlemin rüya sularına gömüldüğü o ıssız demlerdeydi. Kamer, sönüp kül olmasından evvelki son titreyişindeydi; o ise, asırlar öncesinden beri nice kez adımladığı o kadim patikada inip çıkıyordu.
Ona: «Uzaklara gitme» dedi.
O ise cevap verdi: «Ben henüz gelmedim ki.»
Sahne
Geç kaldılar. Çevrelerindeki manzaraya derin bir nazar gezdirdiler. Sükûtun suruna sığınmıştı kadın; o ise sitemin zehrini nefsine akıtıyordu. «Bu mekânda ışık yetim, aydınlık kifayetsiz» dedi içten içe. Yakın kesitte duran bir kadın işitti bu sedayı; kabanının omuzlarındaki ağırlığı silkti ve koyu bir sessizliğin ta merkezine oturdu.
Mahmoud Shukair
Arapçaran çeviren Cuma Tanık
